gönülden elişine

Ana Sayfa Profilim Arşiv




Hakkımda

sevgiyle yapılınca ondan güzeli yoktur sizin için dünyada


Kategorilerim



Yazılarım

KUMAŞ BOYAMALARIM
RAPİDOLARIM
SOBEEE
Mütevazı hayat mı hayırlı, müsrif hayat mı?
şeytanın aldatma yolları


Bannerım

Image Hosted by ImageShack.us


Arkadaslarım

melissa2
ahsennur
goznuru
sumeyye2
meyraca
nurayekin68
1984nilufer
asfur
bahargunesi
şengül karsak
beyzaca
kendinyapsandahaiyiolur
afranur
aysece
hayaldunyam
ayseliden
turkuaz70
gercekyasamdan
zehra50
blogcuabla
janset177
zumfil
nalish
knitting
almulaca
mecnun1965
asude42
benmasumum
yusyumak
leziz
orgusepeti
yemekbulteni
lezzetlim
esen barkan(MERSİN)
oerguehobby
cemremiz
busu
emel24
nuraya
oburx
benyaziyorum
hawa
yurdanur45
canaleyna
iclalcanakkale
gelibolu17
sevilayca
Nalan Coşgun
fatmaylahersey
canbahar
dilekmine
ortahisar
askimblog
sivist
hobisergisi
hisari
aynurrarslann
gezginhobi
sifalibitkilerimiz
zahidem50
nepisirsem
zuleyhadan
pofidikyumaklar
sukayne
benyaziyorumsiyaset
agustosyagmuru50
hobi69
satiyorumsaaattim
1altin
gulsun35
selvasandigi
leylaciftci
ipliksepeti
deryagibiyim
nur1335
bytalha
hilalalperen
selvamutfagi
sirinorguler
sevilay50


Bağlantılarım

* bebek kokusu
* akra fm
* moral fm
* gözyaşı fm
* ribat fm
* altınoluk
* ilkadım
* secdegülleri
* hunerliannem
* kekevi
* portakal ağacı
* gönülsepetinden
* tasarımdünyam
* hobidünyam
* kadınca kararınca


Zıyaretcılerim

counter
counter



Dostsıteler

Image Hosted by ImageShack.us
Cortar na Casaca dilekminehobilerimveben Aysenhome ayla01 Arzumca cicilerimizvebiz seraplaherseyyy 1964anne seraplaherseyyy-annemdenörnekler sibelgollu oznurla Serpilce sofistike gulumseyisimGULUMSEYİSİM
seraplaherseyyy-songulacıkgoz ozguncehobi gulumasli boncukdevrim ZEHRA50

ZEHRA50

Image Hosted by ImageShack.us seraplaherseyyy-ireminsayfasi meyraca1



KUMAŞ BOYAMALARIM








BUNLARDA KUMAŞ BOYAMA ÇALIŞMALARIM,KURSUMUZDA ÇOK GÜZEL İŞLER ÇIKARDIK ARKADAŞLARLA YAKINDA ONLARIDA YAYINLAYACAĞIM



Tarih: 09:15, Cumartesi, Hazirane 27, 2009 Kategori: KUMAS BOYAMA
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

RAPİDOLARIM










UZUN ZAMANDIR BLOGCUYA ARA VERMİŞTİM ÇÜNKÜ EL SANATLARI KURSUNA DEVAM EDİYORDUM BU ZAMAN DİLİMİNDE BLOGUMU ZİYARET EDEN BÜTÜN ARKADAŞLARA TEŞEKKÜR EDERİM ARTIK SİZİNLE PAYLAŞABİLECEĞİM YENİ ŞEYLER VAR KURSTA YAPTIĞIM RAPİDOLAR,ÇOK ZEVKLİ RAPİDO ÇALIŞMAK SEVEREK ÇALIŞTIM,ARKADAŞLARIMIN ÇALIŞMALARINIDA YAYINLAYACAĞIM SEVGİLER


Tarih: 08:45, Cumartesi, Hazirane 20, 2009 Kategori: RAPIDO
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

SOBEEE

Blogcu dünyasının böcüşü {#emotions_dlg.cheesy}  sevgili edaca30.blogcu.com  arkadaşım sobelemiş cevaplayalım bakalım
1-adınız?
 kezban
2-nerelisiniz?
nevşehir
3-yaşadığınız il?
nevşehir
4-meslek?
evhanımı
5-hobiniz?
elişi,kitap ve seyahat
6-evli misiniz?
evetGülümsüyor
7-kaç çocuğunuz var?
bir tane kızım varMasum
8-en sevdiğiniz yemek?
kısır,zeytinyağlı dolma,yaprak sarması
9-sevdiğiniz tatlı?
tatlılarda pek ayırt etmem olsun yeterDil
10-sevdiğiniz müzik tarzı?
ney ve fon müzikleri
11-nereleri gezmek isterdiniz?
en çok görmek istediğim yerler MEKKE VE MEDİNE,ayrıca bütün dünyayı dolaşan modern bir çelebi olmak isterdimGözler
benden bu kadar kimseyi sobelemiyorum sevgilerKalp


Tarih: 12:57, Perşembe, Eylül 18, 2008 Kategori: DUSUNCE IKLIMINDEN
Yorum (17) | Yorum yaz | Bağlantı

Mütevazı hayat mı hayırlı, müsrif hayat mı?

Ahmed Şahin'in yazısı...

Önceleri mütevazı bir hayatı vardı. Sabahtan akşama kadar işinde koşturuyor, yoruluyordu, ama sıhhati yerinde, bir sıkıntısı yoktu, zengin olma arzusundan başka tabii. Son günlerde ise bu zengin olma arzusu gittikçe hırsa dönüşmeye başladı. Kendi kendine diyordu ki:
- Sabahtan akşama kadar koşturmaktan iskelet haline geldim. Bedenimde tek gram yağ bile kalmadı. Yine de bir araba alacak para biriktiremedim. Halbuki benim de lüks bir arabam olmalı, yürümeyi bırakmalıyım. Bol imkânım olmalı, çeşidi bol zengin sofralar kurmalıyım!

Çevresindeki lüks arabalı, zengin sofralı kimseleri görüyor, kendisinin de benzeri lüks arabaya binmesi, bol çeşitli sofraya oturması gerektiğine iyice inanıyordu. Yoksa mutsuz ve şanssız biri olarak görecekti kendisini. Cuma namazına bile bu düşünceleriyle boğuşarak gidiyordu artık. Gariptir ki kürsüdeki hocaefendi sanki kendisine hitap ediyor gibi konuşuyordu cumada:

- İlle de bol çeşitli sofralara oturmayı, mutlaka lüks arabaya binmeyi hayırlı sanma! Senin istediğin sana hayırlı olmayabilir. Sen üzerine düşen çalışmayı yap, gerisine karışma, "Benim hakkımda hayırlısı buymuş." diyerek kısmetine razı ol. Sana verilen senin hakkında hayırlı olandır, unutma, diyordu.

Bu sözlerin etkisiyle birazcık rahatladı. Ama bu defa da hocaefendi ile kavga ediyordu hayalinde:

- Lüks arabaya binmek, bol çeşitli sofraya oturmak hayırsızlık mı sanki? Bu hocalar da halen bir lokma, bir hırka felsefesindeler.

Zihni, bol çeşitli sofrayla lüks arabaya kilitlenmişti sanki. Hayırlı ise Rabb'im versin demiyor, mutlaka istiyordu bunu. Bir şey aşırı arzu edilirse Rabb'imiz de onu ihsan edermiş.

Nitekim işleri yavaş yavaş yoluna girmeye başladı. Araba parasını biriktiriyordu. Çok geçmedi topladığı parayla hayal ettiği lüks arabaya nihayet kavuştu. Artık eskisi gibi bütün gün yürümüyordu. Zaten ahdetmişti. Arabası olursa yemeğe dahi arabayla gidecekti. Hayal ettiği bol çeşitli sofrasını da kurmaya başlamış, yediği önünde yemediği de çöpteydi.

- Ha şöyle, diyordu. İşte hayat budur. Ne istersen beklemeden yiyorsun, nereye istersen yürümeden gidiyorsun!.

Bu minval üzere haftalar, aylar geçerken bir ara şişmanlayan bedeninde bir rahatsızlık hissetti.

Hemen doktora koştu. Beyaz gömlekli doktor kalbini dinledi, iç organlarını kontrol etti. Filmler çekti. Sonra masasına oturup sorular sormaya başladı:

- Beyefendi, dedi, sofran bol çeşitli mi? İştah açıcı yemekler fazla mı önünde? Hep arabayla mı dolaşıyorsun? Hiç yaya yürümen yok mu? İlave etti. Bu rahatsızlık bol çeşitli sofraya oturanlarla, yürümeyi bırakanlarda olur da onun için sordum. Doktor sözlerine daha da açıklık getirdi: Senin iç organlarını yağ bağlamış. Anlaşılan bol çeşitli sofra kurmuş, fazla kalorili gıda almışsın. Üstelik yediğini de (yürümediğin için) yakmamışsın, organlarını yağ bağlamış.

Kısık sesle: "Çare? "diyebildi.

- Çare, bol çeşitli sofrayı hemen terk edeceksin. Mütevazı sofraya oturacak, halk çoğunluğunun yediği yemekleri yiyeceksin. Ayrıca da her gün yürüyeceksin. Arabayla gitmeyeceksin her yere. Biriken yağların eritilmesi için en tesirli ilaç: Oruç tutar gibi az yemek, teravih kılar gibi çok yürümek! Sana ayrıca ilaç yazmıyorum.

İkazdan ibaret ilaçlarını böylece aldıktan sonra yine cuma için camiye yöneldi. Bu defa itirazsız dinlediği hocaefendi sanki yine kendisi için konuşuyordu:

- Ey insan! Nefsini değil aklını dinle. Ulaşamadığın israflı hayata kafanı takma. Sana ne verilmişse ona razı ol. Bol çeşitli sofra, lüks araba, her zaman herkese hayırlı olmayabilir!

Bu defa tasdik ederek söyleniyordu: 'Doğru söylüyorsun hocam. Keşke daha önce de böyle düşünseydim de, az yemekle yetinse, çok yürümeyi de bırakmasa, mütevazı hayatıma razı olsaydım! Şimdi 'göbeğim küp gibi çıkmayacak, bacağım da çöp gibi kalmayacaktı!'

Ne dersiniz, israflı değil iktisatlı hayatı mı tercihe layık görmeliyiz?

Zaman


Tarih: 11:39, Salı, August 12, 2008 Kategori: DUSUNCE IKLIMINDEN
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

şeytanın aldatma yolları

                               

 

 

 

Şeytanların bütün meşguliyet ve gayretleri, insanları imandan çıkarmak, günah işletmek ve küfre girmelerine sebep olmaktır.
 

İnsanlığın manevi terakkisinde, Allah'a kulluk vazifesini yerine getirmesinde en büyük engel, şeytandır. Kur'an-ı kerim'de şeytan, insan için “adüvv-ü mübin-apaçık bir düşman” olarak tavsif edilmiştir. Cenab-ı hak, kur'an-ı kerim'de pek çok ayet-i kerimede mü'minleri şeytandan istiazeye, yani Allah'a sığınmaya davet etmiştir.

Aslında şeytanın kendi başına bir gücü yoktur. Vesvese ve desiseleri de zayıftır. Fakat yaptığı işler, tahribat, yıkıp bozmak nev'inden olduğu için, bir vesvese ve desise ile büyük zararlara sebep olmaktadır. Bu yüzden güçlü görülmektedir. Bir binayı yapmak ne kadar zor, yıkmak ise ne kadar kolaydır. Şeytanın da yaptığı ve yaptırdığı bütün işler, hep böyle tahribat cinsinden şeylerdir. İşte gücü ve desiseleri aslında gayet zayıf olduğu halde, büyük tahribat ve zararlar meydana getirdiği içindir ki, müslümanlar her zaman şeytanın şerrinden Allah'a sığınırlar.

Hem insanın nefsi, şehvet ve gazap gibi his ve duyguları da, şeytanın her türlü telkin ve desiselerine karşı alıcı durumunda olduklarından, bazan şeytanın ufak bir vesvese ve desisesi, insanı hemen tesiri altına almakta ve manevi pek büyük felaket ve zararlara atabilmektedir. İşte mü'minlere şeytanın şerrinin büyük gösterilmesi ve aldanmamaları için tekrar tekrar ihtarlarda bulunulması bu yüzdendir. Yoksa şeytanların kainatta icad ve fiil cihetinde, hiçbir güç ve kuvvetleri, Allah'ın mülküne hiçbir müdahaleleri yoktur.

Şeytan, insanı yoldan çıkarmak için birçok hileye başvurur. Bu hile ve desiselerin en mühimlerinden bazıları şunlardır:

1. Şehvet ve öfke: Bunlar şeytanın insana tesir etme yollarının en büyükleridir. Bu sebepledir ki, hadis-i şerifte: “şeytan kanın bedende cereyanı gibi insan vücuduna hulul eder. Onun yollarını açlıkla (oruçla) daraltınız” buyurulmuştur. Çünkü şeytanın insana en büyük hulul yolu şehvettir. Açlık ise şehveti kırar.

2. Hased ve hırs: hırslı insan, hakkı görmekten kör ve hakikatı duymaktan sağır olur.

3. Tama: şeytan insana tama ettiği şeyleri çeşitli riya ve hilelerle sevdirir. Öyle ki, adeta tama ettiği şey, insanın mabudu olur.

4. Acelecilik: acele anında insan düşünmeye fırsat bulamaz. Şeytan da bu anda ona vesvese verebilir.

5. Cimrilik ve yoksulluk korkusu: bu korku, insanı infaktan alıkoyar ve mal yığmaya davet eder.

6. Şeytanın kalbe nüfuz ettiği kapılarından biri de dine hizmette mezhep ve meşreb taassubudur. Böylece onu, kendi mezhep ve meşrebinde olmayanlara karşı kin tutmaya, onları küçümsemeye ve hakaretle bakmaya sevkeder. Bu hal çok tehlikelidir. Fasıklar gibi, abidleri de helake götürür.İnsanları hakir görüp onlarda kusur aramak kötü bir haslettir. Fakat şeytan bu kötü hasletleri dine hizmet perdesi altında insana hoş gösterir ve yerleştirir. Kişi bu hareketiyle din namına bir gayret sarf ettiğini sanarak
kendisinde sevinç ve neş'e hisseder. Halbuki o, tamamen şeytanın tuzağına düşmüştür.

7. Şeytanın aldatma yollarından biri de, kulu insanlar arasındaki mezhep, meşreb ve görüş ihtilafları ile ve bu husustaki dedikodularla, lüzumsuz işlerle meşgul etmesidir.

8. Şeytanın kalbe giriş kapılarından biri de cehalet ve gafletleri veya günahlara dalmaları sebebiyle akılları darlaşan, muhakemeleri kıtlaşan bazı kimseleri, akıllarının almayacağı imani meseleler üzerinde düşünmeye sevkedip, şüpheye düşürmesidir.

9. Sui-zan:kim bir insan hakkında kötü düşünmeye başlarsa, şeytan bu kimseyi o adamın aleyhinde gıybet etmeye sevkeder. Yahut o adamın hakkına riayet ettirmez. Ona hakaret gözüyle baktırır.

Şeytanın hile ve desiseleri, insana nüfuz yolları elbette sadece bunlardan ibaret değildir.

Kişilere, devirlere, şartlara göre çok değişik şekillerde ortaya çıkmaktadır.

Allah c.c. bizleri tüm Şeytanlar'ın şerlerinden ve şerli işlerinden hıfz ve muhafaza eylesin inşaallah.. Amin.. Amin.. Amin...

(hanimlar.com)


Tarih: 22:18, Salı, Hazirane 3, 2008 Kategori: DUSUNCE IKLIMINDEN
Yorum (8) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Sonraki Sayfa ->



BLOG DESİNG BY EDACA30